« Önceki | Sonraki »

30/4/2008

Adını Koyamadım Yokluğunun

 

nedir senin yokluğunun adı
altı ayda bir doğması mıdır
kutup güneşleri misali/güneşlerimin
ya da olmaması mıdır takvimlerimin son yaprağının
bir Cumartesinin bir ay
bir yıl olması mıdır bir Pazar günün
kırılması mıdır bütün saatlerimin
zamansız bir evren midir
senin yokluğun?

ellerimin titremesi midir
kaybolması mıdır
her arayışımda/bütün kalemlerimin
sana karalamaya kalktığım her şiirde
yırtılması mıdır bütün kağıtlarımın
tükenmesi midir mürekkeplerimin
bir türlü yazamayışlarım mıdır sana
sensizliği kağıtlarıma dökememek midir
senin yokluğun?

tükenmesi/yok olması mıdır
sensiz sofralarımın bereketinin
geri dönmesi/reddedilmesi midir
gözyaşlarımla yıkanmış
sana ait bütün dualarımın
duyulamaması mıdır
dipsiz kuyulardan seni çağıran avazımın
kilitli bir kapı
kapısız bir ev
evsiz bir kent
kentsiz bir ülke midir
dünyamdaki ıssızlığın adı mıdır
senin yokluğun?

yoksa
yok olmak mıdır
yokluğun?..


İrfan Özcan

28/4/2008

Sensizlik Adına Ne Varsa

 

Sensizlik Adına Ne Varsa

 

Ne zaman gecelerdeki güzelliğin gelse aklıma
Lacivert yakamozlarda boğulur hayallerim
Ayışığına tutunurum da kurtulmak için çaresiz 

Deniz diplerine dökülürüm paramparça/kimsesiz
Meğer okyanuslara düşmekmiş sensizlik
Boğulmakmış...

Ne zaman Mayıs’ın iğdeleri gelse aklıma
Yüreğimin kıyılarına tutunur sonbaharlar
Büker boynunu senin adına ektiğim bütün fidanlar
Gül yaprakları gibi karışıp giderim toprağa
Meğer çiçeklerle kurumakmış sensizlik
Solmakmış...

Ne zaman nihavent bir beste gelse aklıma
Canımı acıtan nağmeler dökülür dudaklarımdan
Bakışlarına karalarım şiir adına ne varsa
Tutuşur alev alev adını yazdığım bütün kağıtlar
Meğer ateşe dokunmakmış sensizlik
Yanmakmış...

 

İrfan Özcan

16/4/2008

Unutabilir misin Beni

 

topla arkan sıra bıraktığın gözyaşlarını
boğuluyorum artık
beni attığın denizlerinde
kır bütün dallarını birer birer
adını kazıdığım ıhlamur ağaçlarının
buğusuna resmini parmak uçlarımla cizdiğim
bütün camları parçala istersen
unutturabilir misin adını

tırnaklarınla bilediğin bıçaklarla doğruyorsun
bütün ebemkuşaklarını
gökyüzünden yağmur gibi renklerin dökülüyor
çöllerimin kızgın kumlarına
adım adım seni aradığım ıssız sokaklarında
silebilir misin adreslerini

ürküttüğün ceylanlarım saklanıyor
hapsolduğum gözlerinin zindanlarında
kırlangıçların kanatlarından düşüyor
sevda adına biriktirdiklerimiz
kurusa da saksılarında
ellerimizle ektiğimiz sardunyalar
alabilir misin kokularını

yıldızlar getirmiştim sana samanyolundan
esmer bir ayışığıydı avuçlarına doldurduğum
güneş bile kıskanırdı dudaklarımızda yanan ateşi
atsan da okunmuş bir kitap gibi
cehennem ateşlerine bütün hatıralarını
soğutabilir misin tenimdeki sıcaklığını

unutabilir misin beni
seni unuttuğum kadar….

 

İrfan Özcan

 

 

16/4/2008

 

 

bütün yolların
bütün duraklarına ektim
seni bekleyişlerimi
gelenlerin getirdiklerinde
gidenlerin götürdüklerinde
sana ait hayallerim
___her durakta yeni bir idam sehpası
_____her menzilde bir cellat
her gelen yolcu yokluğunun habercisi

son trenin son yolcusu geldi de
sen gelmiyorsun…

gidişinde götürdüğün bakışlarını
gelişlerinde arıyorum artık
son gözyaşlarım
son ayak izlerini de sildi
gittiğin yollarda kayboluyorum
___ her adımda bir kuyu
_____her koşuda uçurum
haber güvencilerinde gözlerim

son göçmen kuşun son yavrusu geldi de
sen gelmiyorsun…

saatlerim gelişine ayarlı
bütün kapıları açık
seni beklediğim evlerin
saatlerin yirmidördünü
ayların otuzbirini
günlerin üçyüzalmışbeşini yaşıyorum
___her saatim zemheri
_____her günüm gece yarısı
her kapımın çalınışı ölüm fermanım

Azrail bile son kez çıkıp geldi de
sen gelmiyorsun…

bir tek sen gelmiyorsun…

 

İrfan Özcan

 

16/4/2008

Biliyorum Önce Sen Gideceksin

 

Bütün aşklar gelişlerle başlar gidişlerle büyür
Biliyorum/önce sen gideceksin
Toplayıp avuçlarına bütün güneşleri/gideceksin
Sorgulamadan yargılamadan kuracaksın darağacımı
Gözbebeklerimde kalacak gözbebeklerin
Bırakarak kulaklarımda en güzel nağmelerini
Biliyorum/ önce sen gideceksin

Sonra ben gideceğim buralardan
Ayak izlerine akacak gözümden kan damlaları
Bir kez daha soracağım papatya yapraklarına
Seviyor mu/ sevmiyor mu diye
Bütün renklerimizi savurup gökyüzüne
Son kez bakıp güneşin ufuktaki batışına
Biliyorum/sonra ben gideceğim…

Gidişlere/dönmeyişlere ayarlanacak saatlerimiz
Yüreklerimizde kopacak med/cezir savaşları
“med”lere koşacağız hep nefes nefese
“cezir”lerde boğulacağız buluşamadan ellerimiz
Bir “merhaba” ümidiyle açacağız gözlerimizi
“Allahaısmarladık”larla kararacak gündüzlerimiz
Sevdanın küllerine gömerek ateşlerimizi
Biliyorum/sonra “biz” gideceğiz…

 

 

irfan özcan

 

16/4/2008

bir el uzanır

 

bilir misin
insanın içinin acımasını
kan yerine cam kırıklarının dolaşmasını
kılcal damarlarında
parçalarcasına bütün bedenini
kanata/kanata

bir el uzanır
bir parmak bir tuşa dokunur
kopar içinde bir şeyler
tuşa değil,
içinin camlarına uzanmıştır oysa
işte o zaman kırılır bütün kristaller
o zaman yürür
kan yerine cam parçaları
___damarlarının en ucuna
o zaman kaplar
amansız bir acı bedenini

işte
o zaman kanar
içinde büyüttüğün güller

bir el uzanır
bir parmak bir tuşa dokunur
ışığı kesilir bütün dünyanın
gökkuşağı parçalanır gökyüzünde
çil çil renkler dökülür renkler
acılarının üstüne
tuz/biber...

bir el uzanır
bir parmak bir tuşa dokunur
ses kesilir müzik susar
terk eder bütün bülbüller gül bahçelerini
kopar içinde bir şeyler
kopar dünyaya bağlandığın ipler
___koparsın
yıkılıverir birden
en sevilene giden bütün köprüler
___yıkılırsın

işte o zaman anlarsın
bir yar elinin
___nasıl bir mızrak olduğunu
işte o zaman anlarsın
bir minicik tuşun
___nasıl bir mermi olduğunu
_____nasıl bir hançer olduğunu
_______nasıl öldürdüğünü

o zaman anlarsın bir tuşun
acısını...


İrfan ÖZCAN

25/3/2008

Kırık Dökük Bir Şiir

 

Gündüzleri gecelere boyarız gün ortasında
Kırılır kanatlarımız/ uçamayız samanyoluna
Karalarız kıra/döke öksüz bir özlem
Zülf-ü yare dokunur bütün şiirler
Hece hece saçılırız da kaldırımlara
Ne yâr anlar meramımızı
Ne de dilimiz söylemeye yeter
Garip türkümüzü

Yırtılıp durur aşkın zarı parmağımızda
Gözler kaçar gözlerimizin değdiği yerden
Karışır gider toprağa tüm bekleyişler
Yarınlara emzik olur gözyaşlarımız
Salkım saçak dökülürüz de gözpınarından
Ne yâr anlar derdimizi
Ne de elimiz kırmaya yeter
Kırılası gururumuzu

Tam orta yerinden sökülür cümlelerimiz
Paramparça olur yazılamayan şiirler
Dökülür gölgemizden acı günahlar
Pusuda bekler bizi kara bir cellat
Yükleriz de kelebek kanadına narin bir sevda
Ne yâr görür rengimizi
Ne de adımlarımız aşmaya yeter
Varılmayan hedefimizi

Vuslatlara inat vedalar doğururuz
Sabah şafaklarından gün sökülürken
Yaşanmamış hayaller dolar ceplerimize
Dudaklarımızı ödünç alır kumrular
Asılı kalır da akasya dallarında hep kavuşmalar
Ne yâr tutar ellerimizi
Ne de kollarımız sarmaya yeter
Kurumuş dallarımızı

İrfan ÖZCAN

 

 

23/3/2008

Ağlama Kıyamam Gözyaşlarına

 

Gül ey kimselere benzemeyen yar
Ağlama/kıyamam gözyaşlarına
Akıtma elemlerini gönül teline
Topla saçlarına ay ışığını
Çöz içindeki bütün kör düğümleri
Savrul pul pul dünyanın dört köşesine
Ağlama/kıyamam ben sana ey yar…

 

Ağlama kıskanmasın bulutlar seni
Savur rüzgarlarla kederlerini
Yükle bütün öfkeni yıldırımlara
Sökülsün yüreğinde biriken paslar
Savur eteklerini ılık rüzgara
Göster tüm dünyaya gülümsemeni
Ağlama/ kıyamam ben sana ey yar…

 

Utansın yağmurlar gözyaşlarından
Kırlangıçlar getirsin sevinçlerini
Götürsün bulutlar hüzünlerini
Şiirler yazılsın bir gülüşüne
Çık artık gizlendiğin siperlerinden
Dünya güzel görsün güzelliğinde
Ağlama/kıyamam ben sana ey yar…

 

Geri al iğdelerden güzel kokunu
Vursun ayışığı pencerelerine
Kırılsın paramparça tüm zincirlerin
Dinsin susuzluğun ab-ı hayat'ta
Bülbüller şakısın gönül bahçende
Alem kadın görsün bir bakışında
Ağlama/kıyamam ben sana ey yar…
 
İrfan Özcan

5/3/2008

Azbeyazı Özlemek

 

Kapkara bir gece/zifir bir karanlık
Yıldızlara göçmüş bütün beyazlar
Yıldızlar dolunayın koynunda
Kara bulutlara saklanmış dolunay
Rüzgar bile siyah esiyor bu coğrafyada
Ağaçlar siyah
Çiçekler siyahın tonları
Tonlarcasının ortasında ben
Elimde kara bir fırça
Avuçlarımda iki renk
Biri siyah öteki gri...

Bu kara gecede/ben
İnadına
Karaların ressamı olmayacağım
Sen azbeyazımsın benim
Seni kara çizmeyeceğim/bu kapkara gecede
Kopsun parmaklarım
Çizmeyeceğim…

Kapkara bir gece/zifir bir karanlık
Sen siyahı yazıyorsun bu gece
Belli ki kara kara düşünüyorsun da
Kapkara mısralarla kesiyorsun yollarımı
Siyah kaplamışsın bütün şiir defterlerini
Kara kelimeler, gri cümleler
Simsiyah heceler damlıyor
Koyu kara kaleminden
Benim de elimde kara bir kalem
Kalem kurşun /ucu gri...

Bu kara gecede/ben
inadına
Karaların şairi olmayacağım
Sen azbeyazımsın benim
Seni kara yazmayacağım/bu kapkara gecede
Kırılsın ellerim
Yazmayacağım...
 

İrfan Özcan

1/3/2008

Bahar Gelirken

 

Kurşundan da ağır bir kıştı geçen
Hasretinin hammalı omuzlarımdan
Düşmüştü bütün yıldızlarım
Kirli karlara karışıp kirli ayaklar altına
Üşümüştüm/donmuştum yokluğunda
Bir yudum sıcaklığına hasret

Geldin ya şimdi
Baharla birlikte baharlarıma
Çözülüyor yavaş yavaş iliklerimin buzu
Erguvanlar torcuklarını çatlatmaya başlarken
Bereketli yağmur bulutları dolaşıyor
Bereketine muhtaç gökyüzümde
__ben umutlarımı umutlarına yağdırıyorum
____ gözyaşlarımı karıştırıp gözyaşlarına…

Kayıp yıllarımdı buz kesen
Kara kışların kara soğuklarında
Hoyrat rüzgarların istilasındaydı
Çile çiçeği ekilmiş bahçelerim
Ağıtlarımdı yankılanan
Adına ektiğim fidanların dallarında

Geldin ya şimdi
Sıcaklığın da geldi ılık/ılık
Bahar güneşiyle birlikte sabahlarıma
Eridi bakışlarımın buz yeşilliği
Geri döndü sürgünlere sürülmüş
Özlemlerime ait ne varsa
Sen gül tomurcuklarının ellerine tutunup
Gülümserken iklimlerime
__ben yollarına sereceğim gülleri ekiyorum
____kokunu karıştırıp toprağıma…

 

CEMRE